1973' te İngiltere'nin Leeds
şehrinde doğmuş, sosyoloji ve felsefe eğitimi görmüştür. Sanatçı daha önce Zen
ve Hafriyat gruplarının üyesi olan Dikbaş sanat ve edebiyat alanında çeviriler
yapıyor.
2007' de üç arkadaşıyla
beraber Karşı Sanat' ta " İmparatorluk Hala Çöküyor " adlı sergiyi
düzenlemiş, yine aynı yılda " Noktaları Birleştir " adlı sergiye
katılmıştır. Hafriyat grubunun üyesi olarak Hafriyat Karaköy' ün kuruluşunda
yer almış, burada düzenlenen bazı sergilere katılmıştır. Sanatçının ilk kişisel
sergisi " Henüz İyi Yönlerimi Görmediniz " Galeri Splendid' de, ikinci kişisel sergisi
" Yeni Eğlenme ve Dinlenme Biçimleri " Galeri Non' da sergilenmiştir.
Yine Galeri Non (2011) Extramücadele ve Dikbaş' ın birlikte düzenlediği "
Nereden Gelmemiz Gerekiyorsa Oradan Gelmişizdir
" sergisine ev sahipliği yapıyor. Sanatçı 12. İstanbul Bienali' nde
de çizimleriyle ve metinleriyle yerini almıştır. 3. kişisel sergisi olan "
İleri Gitmeyelim " ise 2014' te Galeri Tankut Aykut' ta izleyicisiyle
buluşmuştur.
Eserlerinde kağıt, kalem ve
metin kullanan Dikbaş portre çizmeyi, yüz ifadelerine yönelmeyi seviyor.
Çizdiği bu portrelerin gerçek kişiler olmadığını da belirten Dikbaş bunların,
bir roman ya da öykünün kahramanı gibi düşünülebileceğini, karakterlerin "
aklından geçeni " veya " söyledikleri şeyleri " yazdığının
altını çiziyor. Metinleriyle tam bir bütünlük halinde olan portreler alışıldık
olmayan sunum tarzlarıyla, hem de izleyicide uyandırdığı kavramlarla insanların
" birey olma " sürecinde yaşadıklarına,günümüz insanının " ruh
hallerine " gönderme yapar.
Dikbaş bu konuda; " Ben
bu yüzlerin hepsini bir yerde kendim olarak da düşündüm. Bunların hepsi benim
ve öyleyimdir de. Bunların hepsi aynı olmaz, ama bizim kimlik diye
belirlediğimiz şey, tek frekanslı bir şey değil ki! Bir gün öylesindir, bir gün
böylesindir. O yüzden de çizdiğim bu suretlerde en önemsediğim şey, onların ne
söyledikleri değil; aslında kafalarından neyin geçtiği. Çünkü bu insanların
çoğu aslında sessizler. Zaten bu kapsamda ben de izleyiciden bunu bekliyorum.
Resimler burada, izleyici orada. İstiyorum ki hemen yer değiştirsinler. O, o
olsun. Çok istediğim bir şey bu. Nasıl çizersen, neyi çizersen çiz o sensindir
çünkü. Ve değilsindir de. " diyerek ifade eder.
Sanatın nerden beslendiği
konusunda ön yargının büyük bir risk olacağını, bir toplumsal gruba karşı başka
bir toplumsal grubun duruşunun ne olduğu konusunda herkesin üzerinde
anlaştığını sanmanın ayrıca aldanma riski taşıdığını belirten sanatçı, "
Yana " olduğu şeylerden beslendiğini söyleyerek her zaman " ortalarda
bir yerlerde durma " yı benimsediğini gösterir.
Sergi ismine karar vermenin
belirli bir aşaması olmadığını, elbette teknik sebeplerden sergi açılmadan bir
süre önce karar vermenin gerektiğini söylerken bazen akla ilk gelenin sergi
ismi olabileceği gibi bazen de çalışırken ortaya çıkabileceğini de ifade
ediyor.
Saf algının olmadığını, her
şeyi bir şekilde değerlendirerek yorumladığımızı, sanat yapıtının da sadece
algıya hitap etmediğini, bunun mümkün olamayacağını, elbette çeşitli şekillerde
izleyicinin değerlerinin, yargılarının, alışkanlıklarının vs. arasına düşeceğinin
bilincindedir diyor.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder